Sektörün öncü aktörlerinden ABD merkezli Anthropic firması, yayımladığı son teknik makalede yapay zekanın kendi halefini tasarlama yeteneğine ulaştığını çarpıcı verilerle ortaya koydu. Yapılan araştırmalara göre, şirketin geliştirdiği Claude yazılım sisteminin üretim kod tabanındaki verilerin yüzde 80'inden fazlası artık doğrudan sistemin kendisi tarafından yazılıyor. Bu oranın çok kısa bir süre öncesine kadar tek haneli rakamlarda seyrettiğini belirten uzmanlar, otonom yazılım döngülerinin tahmin edilenden çok daha hızlı kurulduğunu vurguluyor. Gelişim sürecini beş ana evreye ayıran mühendisler, şu an algoritmaların işleri diğer yapay zekalara devredebildiği dördüncü aşamada olduğumuzu, bir sonraki aşamada ise sistemlerin insan eli değmeden tamamen bağımsız modeller inşa edip eğitebileceğini öngörüyor.
Elon Musk'tan Vatikan'a Uzanan Dijital Silahsızlanma Cephesi
Yapay zekanın kontrolsüz büyümesine karşı yükselen sesler yalnızca teknoloji şirketleriyle sınırlı kalmıyor. Geçmiş dönemlerde Future of Life Institute tarafından yayımlanan ve Elon Musk gibi milyarderlerin de imzaladığı acil durdurma mektupları, insan zekasıyla yarışan sistemlerin dezenformasyon dalgalarına, kitlesel işsizliğe ve medeniyet kontrolünün yitirilmesine yol açabileceğini savunmuştu. Bu küresel endişeye en dikkat çekici desteklerden biri de Vatikan'dan geldi. Papa 14. Leo yayımladığı genelgede, dijital zekanın sadece teknik olarak durdurulmasını değil; askeri, ekonomik ve bilişsel rekabet zihniyetinden tamamen arındırılarak küresel ölçekte silahsızlandırılmasını talep etti.
Trilyon Dolarlık Pazar Engelleme Çağrılarına Direniyor
Tüm bu distopik senaryolara ve durdurma çağrılarına rağmen, küresel ekonominin yeni can damarı haline gelen yapay zeka yatırımları hız kesmeden büyümeye devam ediyor. Analiz şirketlerinin paylaştığı son pazar raporlarına göre, küresel yapay zeka harcamalarının bu yıl 2,59 trilyon dolara ulaşarak yıllık bazda yüzde 47'lik rekor bir büyüme kaydettiği görülüyor. Yatırımların önümüzdeki dönemde 3,49 trilyon dolarlık devasa bir boyuta ulaşacağı tahmin edilirken, sektörün arkasındaki bu devasa finansal güç, etik kaygılarla yapılan "gelişimi askıya alma" çağrılarının önündeki en büyük bariyer olarak duruyor.

