Zirvenin en sıcak ve öncelikli başlığını, şubat ayının sonundan bu yana devam eden gerilimin ardından Washington ile Tahran arasında sağlanan mutabakat oluşturuyor. Krizin ilk gününden bu yana taraflar arasında adeta bir mekik diplomasisi yürüten Ankara, bu barış sürecinin sahada kalıcı hale gelmesi ve provokasyonlara kurban gitmemesi için atılacak adımları değerlendirecek. Özellikle bu anlaşma zeminini sarsmaya yönelik hamlelerde bulunan İsrail'in Gazze, Lübnan ve Filistin topraklarındaki saldırgan tutumu ile bölgeyi istikrarsızlaştırma çabaları da güvenlik bürokrasisi tarafından derinlemesine analiz edilecek.
Doğu Akdeniz'deki Kıbrıs Hamleleri ve Terörle Mücadelede Yeni Stratejiler
Toplantının bir diğer hayati başlığı ise Doğu Akdeniz ve Kıbrıs adası eksenindeki hareketlilik olacak. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Fransa ile yaptığı askeri anlaşmalar ve İsrail ile yürüttüğü yakınlaşma politikaları, Türkiye tarafından bölge barışını tehdit eden tehlikeli adımlar olarak görülüyor. Kurul, hem Türkiye'nin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin denizlerdeki hak ve menfaatlerini koruyacak kararlı hamleleri planlayacak. Eş zamanlı olarak yurt içinde yürütülen ve kalıcı huzuru hedefleyen terör arındırma operasyonlarının geleceği, Suriye ve Irak'ın kuzeyindeki son askeri durum, Karadeniz'deki Rusya-Ukrayna savaşı ve temmuz ayında gerçekleştirilecek olan kritik NATO Zirvesi'ne yönelik hazırlıklar da devletin zirvesinde kapsamlı şekilde ele alınacak.

