Geleneksel olarak Ortadoğu pazarında, özellikle de Irak'ta güçlü bir konuma sahip olan Türk yumurta sektörü, bu küresel krizle birlikte Avrupa pazarında tarihi bir sıçrama gerçekleştirdi. Geçmiş dönemlerde oldukça sembolik rakamlarla ihracat yapılan İtalya, bu yılın ocak-mayıs döneminde alımlarını tam on katın üzerinde artırdı. Benzer bir tablo, salgının merkez üssü olan ve normal şartlarda Avrupa'nın yumurta üssü olarak kabul edilen Polonya'da da görüldü. Kendi iç tüketimini karşılamakta zorlanan ve ihracat taahhütlerini yerine getiremeyen Polonya, Türkiye'den yaptığı ithalatı neredeyse sıfır noktasından binlerce tonluk devasa hacimlere ulaştırdı. Türk üreticiler, batı pazarlarının sanayi ve tüketim ihtiyaçlarını jet hızıyla karşılayarak küresel ticaretteki yerini sağlamlaştırdı.
Sıkı Denetim ve Biyogüvenlik Tedbirleri Başarıyı Getirdi
Küresel ligde üretim hacmiyle ilk on ülke arasında yer alan, Avrupa genelinde ise ikinci sıraya yerleşen Türkiye'nin bu başarısı tesadüf değil. İzmir Yumurta Üreticileri Birliği yetkilileri, yıllık 20 milyar adete yaklaşan üretimin yaklaşık dörtte birinin dış pazarlara gönderildiğini belirtiyor. Avrupa'yı kasıp kavuran salgın dalgasından Türkiye'nin korunabilmiş olması, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından devreye alınan çok sıkı biyogüvenlik tebliğleri ve aralıksız yürütülen saha denetimleri sayesinde mümkün oldu. Hammadde kalitesinin artması ve kümes hayvanlarının sağlığına yönelik profesyonel yaklaşımlar, Türk ürünlerini uluslararası arenada en çok tercih edilen marka haline getirdi. Uzmanlar, Avrupa'daki üretim hatlarının kısa vadede eski haline dönmesinin çok zor olduğunu, bu nedenle Türk hayvancılık sektörünün yakaladığı bu ihracat ivmesinin uzun vadede artarak devam edeceğini öngörüyor.

