Yeni yılın gelişini simgeleyen hilal, semalarda ilk olarak Atlas Okyanusu semalarında kendisini gösterecek. Görsel şölen sunacak olan bu göksel hareketlilik, ardından Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan Amerika kıtalarına kadar çok geniş bir coğrafyadan çıplak gözle izlenebilecek. Bu süreçle birlikte başlayacak olan Muharrem ayı, İslam toplumlarında asırlardır süregelen köklü gelenekleri yeniden canlandıracak. Müslümanlar bu kutsal ay boyunca tutacakları nafile oruçlarla ruhlarını arındırırken, mutfaklarda kaynayacak olan aşureler de birlik ve beraberliğin sembolü olarak konu komşuya ikram edilecek. İnanç dünyamızın en hüzünlü ve anlamlı günlerinden biri olan Aşure Günü ise takvimlerin 25 Haziran Perşembe gününü göstermesiyle birlikte idrak edilecek. Bu özel günde, aynı zamanda Kerbela'da şehadet şerbeti içen Hazreti Hüseyin ve beraberindeki canlar dualarla, derin bir hürmetle yad edilecek.
Mekke'den Medine'ye Uzanan Yolculuk İnancın Küresel Güce Dönüşmesini Sağladı
Tarihsel sürece bakıldığında Hicri takvimin miladı, Hazreti Muhammed'in vefatının üzerinden geçen yaklaşık altı yılın ardından resmiyet kazandı. Müslümanların baskı ve zulüm altında geçen 13 yıllık Mekke dönemini kapatan bu tarihi göç, sadece coğrafi bir yer değişikliği olmanın çok ötesinde anlamlar taşıyor. İnançlarını hür bir iklimde yaşama ve yayma fırsatı bulan ilk Müslümanlar, Medine'de adeta yeni bir medeniyetin temellerini attı. Medine Sözleşmesi gibi tarihi vesikalarla farklı inanç gruplarının hakları güvence altına alınırken, ensar ve muhacir arasında kurulan eşsiz kardeşlik köprüleri, insanlık tarihine altın harflerle yazılan bir dayanışma modeli armağan etti.
Manevi Muhasebe Zamanı İslam Kardeşliğini Yeniden Hatırlatıyor
Bu kutlu zaman dilimi, sadece geçmişte yaşanan tarihi bir vakayı anmak anlamına gelmiyor, aynı zamanda günümüz insanı için de ciddi bir silkiniş fırsatı sunuyor. Uzmanlar, yeni Hicri yılın başlangıcını, bireylerin kendi hayatlarını ve geçip giden zamanı sorgulamaları gereken bir manevi muhasebe dönemi olarak nitelendiriyor. Yaşadığımız modern çağda İslam kardeşliğinin harcını yeniden karmanın önemine vurgu yapılırken, sevinçlerin paylaşılarak çoğaltılması, kederlerin ise dayanışma ruhuyla hafifletilmesi gerektiği hatırlatılıyor. Maddi ve manevi tüm imkanların bölüşüldüğü bu kutsal günler, toplumsal birliğin en güçlü çimentosu olmaya devam ediyor.

