Gerçekleştirilen bombardıman, hastane binasında ve çevresinde çok büyük bir panik dalgasına yol açtı. Patlamaların hemen ardından, can güvenliği riski nedeniyle tesiste yatan ve yaşama tutunmaya çalışan 211 kanser hastası çocuk ile refakatçileri acil durum protokolü kapsamında binadan tahliye edilmek zorunda kaldı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaşanan bu acı tabloya işaret ederek en masum varlıklar olan ve amansız bir hastalıkla mücadele eden çocukların hayatlarının bu şekilde tehlikeye atılmasını "alçakça işlenmiş bir savaş suçu" olarak nitelendirdi. Tahran'dan yapılan açıklamalarda, ortaya çıkan sahnelerin İsrail ordusunun bölgedeki sağlık merkezlerine yönelik sistematik yıkım politikasını ve vahşetini anımsattığı vurgulandı.
Batı Dünyasına Ahlaki Güvenilirlik Salvosu
Saldırının ardından uluslararası kuruluşların ve insan hakları savunucusu olduğunu iddia eden batılı ülkelerin sessizliğini eleştiren Sözcü Bekayi, çok sert ifadeler kullandı. Her fırsatta insan hakları ve evrensel değerler üzerinden diğer ülkelere ders vermeye kalkan odakların, iş çocukların tedavi gördüğü bir hastanenin bombalanmasına geldiğinde kasten gözlerini yumduğunu ifade etti. Bu çifte standartlı yaklaşımın, söz konusu aktörlerin küresel arenadaki tüm ahlaki meşruiyetini ve inandırıcılığını tamamen sıfırladığı belirtildi. Ahvaz Cundişapur Tıp Bilimleri Üniversitesi yetkilileri ise güvenliğin kısmen kontrol altına alınmasının ardından sabah saatlerinde bazı hastaların ve sağlık personelinin yeniden tedavi merkezine dönmeye başladığını açıkladı.

