Süreç, 2002 yılında belediyenin yol çalışması sırasında bulunan lahitlerle başladı. Takip eden yıllarda, kazı alanına bitişik olan 2,5 dönümlük arazi bir iş insanı tarafından satın alındı. 2020 yılında bölgeye 4 adet villa yapmak isteyen mülk sahibinin başvurusu üzerine yapılan ilk sondajlarda, "kayda değer bir kültür varlığına rastlanmadığı" rapor edilmişti. Ancak müze müdür vekilliği döneminde fark edilen eksiklikler ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın müdahalesiyle kazılar genişletildi.
Kurtarma Kazılarında Şaşırtan Bulgular
2022 ve 2023 yıllarında derinleştirilen çalışmalarda, su kanalının inşaat izni verilen parsele doğru uzandığı saptandı. 2024 yılında aynı noktada yapılan kazılarda ise sadece su kanalı değil, içinde çok sayıda envanterlik eser bulunan 8 adet Roma mezarı ve çeşitli mimari yapılar tespit edildi. Bu bulgular, daha önce verilen "inşaat yapılabilir" raporunun aksine bölgenin yoğun bir arkeolojik dokuya sahip olduğunu kanıtladı.
20 Dönümlük Alan Koruma Altına Alındı
Elde edilen yeni verileri değerlendiren Adana Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu, 25 Şubat 2026 tarihinde kritik bir karara imza attı. Daha önce yapılaşmaya açılan parseli de içine alacak şekilde yaklaşık 20 dönümlük arazi, 1'inci Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edildi. Böylece Roma Nekropolü olarak değerlendirilen bölgede tüm inşaat faaliyetleri durdurularak, alanın geleceği güvence altına alındı.

