Yayımlanan raporda öne çıkan en çarpıcı unsurlardan biri, sahadan bilgi akışını kesmeye yönelik uygulanan yöntemler oldu. Gerçekleştirilen yüzlerce saldırı ve baskı eyleminin büyük bir bölümünü, basın ekiplerinin gözaltına alınması ve olay yerinden görüntü almalarının engellenmesi oluşturuyor. Sahadaki ihlaller sadece engellemelerle de sınırlı kalmadı; basın mensuplarına yönelik çok sayıda ateş açma olayı, gaz bombalı müdahaleler, fiziki darp vakaları ve doğrudan silahlı tehditler resmi olarak kayıt altına alındı. Ayrıca inanç hürriyetini de kısıtlayan uygulamalar kapsamında birçok gazetecinin kutsal mekanlara girişi yasaklanırken, teknik teçhizatlara el konulması ve medya ofislerinin kapatılması gibi operasyonlar da dikkat çekti.
Küresel Adalet Arayışı: Savaş Suçları Uluslararası Yargıya Taşınıyor
Filistinli Gazeteciler Sendikası liderliği, sahada yaşanan bu trajediyi uluslararası kamuoyunun ve hukukun gündeminde tutmak amacıyla yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyor. Birleşmiş Milletler nezdinde yürütülen diplomatik girişimlerin yanı sıra Avrupa'daki güçlü hukuk ve basın örgütleriyle de ortak hareket ediliyor. Özellikle Fransız yargı organları önünde, gazetecilere karşı işlenen insanlık dışı uygulamalar nedeniyle dava açılması yönünde adımlar atılıyor. Sendika yetkilileri, medya çalışanlarının maruz kaldığı bu durumun rastlantısal olmadığını, küresel toplumun haber alma hakkını gasp etmeye yönelik organize bir eylem olduğunu ifade ederek Uluslararası Ceza Mahkemesini acil olarak göreve çağırdı.

