Günümüzde Çin, nadir toprak elementlerinin madenciliğinde yüzde 60, rafine üretiminde ise yüzde 90’ın üzerinde bir payla piyasayı domine ediyor. Türkiye Kritik Mineral İnisiyatifi Kurucusu Sait Uysal, Çin’in bu hakimiyetinin jeopolitik bir kaldıraç olarak kullanıldığını vurguladı. Uysal, tek bir ülkeye bağımlı tedarik zincirlerinin kırılganlığına dikkat çekerek, geçtiğimiz yıl devreye alınan ihracat kontrollerinin dünya genelinde yapısal endişelere yol açtığını belirtti.
Türkiye ve Beylikova Sahası: Oyun Değiştirici Potansiyel
Nadir toprak elementlerinin sanıldığı kadar nadir olmadığını, asıl meselenin teknolojik ayrıştırma süreçleri olduğunu ifade eden Sait Uysal, Türkiye’nin bu alandaki şansına işaret etti. Eskişehir Beylikova sahasında bulunan 1,3 milyon tonu aşkın rezervin küresel pazarda dengeleri değiştirebileceğini belirten Uysal, madencilikten mıknatıs üretimine uzanan entegre bir ekosistemin Türkiye için stratejik bir sıçrama tahtası olacağını vurguladı.
Küresel Ham Madde Savaşları Şimdiden Başladı
Türkiye Madenciler Derneği Çevre Koordinatörü Caner Zanbak ise rüzgar türbinlerinden elektrikli araçlara kadar geniş bir yelpazede kullanılan kalıcı mıknatıslara olan ihtiyacın devasa boyutlara ulaştığını anımsattı. Zanbak, jeopolitik gelişmeler ışığında küresel ham madde temin çekişmelerinin şimdiden başladığını belirterek, Çin dışındaki alternatif iş birliklerinin ve stratejik rekabetin önümüzdeki dönemde daha da belirginleşeceğini kaydetti.

