Bu değerli üretimin önündeki en büyük engel, hammaddenin elde edildiği midye türünün neslinin ciddi şekilde tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmasıydı. Ancak teknoloji ve deniz biyolojisindeki gelişmeler, bu kadim sanatı yok olmaktan kurtardı. Bilim insanları, Güney Kore sularında yetişen Atrina pectinata türü midyeleri kullanarak deniz ipeğini laboratuvar ve doğa iş birliğiyle yeniden üretmeyi başardı. Yapılan incelemeler, kumaşın büyüleyici ışıltısının kimyasal bir renklendiriciden değil, liflerin mikro yapısının ışığı kırma biçiminden kaynaklandığını ortaya çıkardı.
Yüzlerce Dalış ve İnanılmaz Maliyet
Deniz ipeğinin bugün bile paha biçilemez olarak nitelendirilmesinin arkasında, imalat sürecindeki olağanüstü zorluklar yatıyor. Sadece birkaç gram lif toplayabilmek için profesyonel ekiplerin yüzlerce kez derin dalış yapması gerekiyor. Tarihsel kayıtlara göre, bu kumaştan dikilen tek bir elbisenin değeri 1000 altından fazla ediyordu. Günümüzde dünyada sadece çok az sayıda müze ve koleksiyonda örneği bulunan bu "altın kumaş", yeni üretim teknikleriyle birlikte lüks tekstil ve bilim dünyasında yeniden heyecan yarattı. Geleneksel yöntemlerle teknolojik keşiflerin birleştiği bu süreç, denizlerin saklı kalmış en büyük miraslarından birini koruma altına alıyor.

