WAT Motor yürütücülüğünde hayata geçirilen bu kapsamlı Ürünleştirme Programı, üniversite ve sanayi dünyasındaki mühendislik yeteneklerini bir araya getiren üç ana projeden oluşuyor. Dönüşümün motor ayağında WAT Motor, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Analiz Motor verimlilik odaklı yeni bir motor ailesi geliştirecek.
Sistemin kontrolünü sağlayacak yüksek verimli endüstriyel sürücü platformu Yıldız Teknik Üniversitesi, Sönmez Trafo ve Genkor ortaklığıyla tasarlanacak. Haddehanelerin ihtiyaç duyduğu yüksek mekanik gücü aktaracak ağır hizmet tipi redüktör sistemlerinin tasarımı ve üretimi ise PGR ve Toprakkale Sac tarafından üstlenilecek.
Verimlilik Hedefi Yüzde 96,5 Seviyesine Çıkarılacak
Programın en kritik teknik hedeflerinden biri enerji tüketimini kökten değiştirmek üzerine kuruldu. Sektördeki haddehanelerde halen kullanılan ve verimlilik oranları yüzde 82-88 seviyesinde kalan eski nesil motorların yerine, yüzde 96,5 ve üzerinde verimliliğe sahip senkron motor tabanlı sistemler entegre edilecek.
Geliştirilecek bütüncül platform; enerji geri kazanımı, gelişmiş kontrol algoritmaları ve kestirimci bakım gibi modern teknolojilerle donatılacak. Bu sayede sanayi tesislerinin hem enerji harcamaları hem de karbon emisyonları ciddi oranda düşürülürken, arıza ve bakım süreleri azaltılarak işletme sürekliliği artırılacak.
İhracatta Kritik Viraj! Sınırda Karbon Düzenlemesi
Demir-çelik sektörü, Türkiye genelindeki toplam enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 7'sini, sanayi sektöründeki enerji kullanımının ise yüzde 22'sini oluşturarak en yoğun enerji tüketen alanların başında geliyor. Avrupa Birliği'nin (AB) devreye aldığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), karbon yoğunluğu yüksek olan üretim tesisleri için küresel ticarette ciddi bir maliyet baskısı yaratıyor.
Türkiye'nin AB ile olan güçlü ticari bağları ve demir-çelik ihracatının büyük kısmının bu pazara yapılması, üretimdeki karbon ayak izini doğrudan bir rekabet unsuru haline getiriyor. Bu nedenle elektrikli tahrik sistemlerinin modernizasyonu, sadece bir maliyet iyileştirmesi değil, ihracat pazarlarındaki varlığın korunması açısından stratejik bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor. Program sonunda elde edilecek teknolojilerin, iç pazarın yanı sıra Avrupa başta olmak üzere küresel pazarlara ihraç edilmesi hedefleniyor.

