Ticaret Bakanlığı’nın koordinasyonunda gerçekleştirilen İnşaat Zirvesi Türkiye programında önemli makroekonomik veriler paylaşıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, inşaat sektörünün ulusal gelirin doğrudan yüzde 6'sını oluşturduğunu, dolaylı etkileriyle birlikte bu ağırlığın çok daha yukarılara çıktığını vurguladı. Türkiye ekonomisinin çeyrek asırlık büyüme ortalamasını geride bırakan bir performans sergileyen sektör, 2,2 milyondan fazla vatandaşa doğrudan ekmek kapısı sağlıyor. Küresel ligde Çin'in hemen arkasında ikinci sırada yer alan Türk müteahhitleri, bugüne kadar 138 farklı ülkede yaklaşık 563 milyar dolarlık devasa bir iş hacmine ulaştı. Dünyanın en büyük 250 müteahhitlik şirketi listesinde 45 Türk markasının bulunması, yerli üretimin ve mühendislik kabiliyetinin küresel arenadaki gücünü açıkça ortaya koyuyor.
Kentsel Dönüşüm Yaşam Kurtaran Bir Zorunluluktur
Sektörün geleceğini şekillendirecek iki temel unsurun yeşil ve dijital dönüşüm olduğunu belirten Yılmaz, yapay zeka entegrasyonu ve akıllı şehir uygulamalarının önemine dikkat çekti. Türkiye'nin afet risk haritası göz önünde bulundurulduğunda, risk yönetimi ve kentsel yenileme projelerinin siyasi veya ideolojik tartışmaların ötesinde, doğrudan insan hayatını koruyan yapısal bir zorunluluk olduğu ifade edildi. Devletin, TURQUALITY programından tasarım teşviklerine kadar çok geniş bir yelpazede yerli üreticiye destek sunmaya devam edeceğini söyleyen Yılmaz, sadece yapı malzemeleri ihracatından bile geçen yıl ülkeye 35,5 milyar dolarlık döviz girdisi sağlandığının altını çizdi.
Zengezur ve Kalkınma Yolu Yeni Ticaret Rotaları Olacak
Üç kıtanın kesişim noktasında yer alan Türkiye, lojistik ve stratejik bağlantısallık avantajını yeni dönemde ekonomik kazanca tahvil etmeyi amaçlıyor. Zengezur Koridoru, Kalkınma Yolu ve Hicaz Demiryolu gibi küresel projelerin sadece birer ulaşım aksı olmadığı, aynı zamanda geleceğin dijital veri, enerji ve ticaret otobanları olarak planlandığı belirtildi. Küresel üretim anlayışının artık "en ucuz tedarik" modelinden "en dayanıklı ve güvenli lojistik" modeline evrildiğini ifade eden Yılmaz, bölgedeki savaşların getirdiği ekonomik maliyetlerin ardından, orta vadede Türkiye'nin küresel ticaretten aslan payını alacağı yeni bir refah dönemine girildiğini müjdeledi.

