İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi, baktığı bir dava sırasında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun ilgili maddesinin anayasaya aykırı olduğunu iddia etmişti. Yerel mahkeme, boşanılan eşle fiili olarak birlikte yaşamanın tespit edilmesi durumunda aylıkların kesilmesini öngören kuralın, bireylerin özel hayatın gizliliği hakkına müdahale ettiğini savunarak iptal başvurusunda bulunmuştu. Ayrıca kurum denetimlerindeki eksikliklerin mahkemelerce giderilmeye çalışılmasının, yargının yürütme organı yerine geçmesi anlamına geldiği öne sürülmüştü. Ancak dosyayı esastan inceleyen Anayasa Mahkemesi, bu iddiaları yerinde bulmayarak kanunun mevcut haliyle uygulanmasına yeşil ışık yaktı.
Kamu Kaynaklarının Korunması ve Mülkiyet Hakkı Dengesi
Yüksek Mahkemenin Resmi Gazete'de yayımlanan gerekçeli kararında, kanun maddesinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek kadar net, şeffaf ve anlaşılır olduğuna dikkat çekildi. Devletin mülkiyet hakkına getirdiği bu sınırlamanın tamamen yasal çerçevede yapıldığı belirtilerek, mevzuatın belirsizlik taşımadığı ifade edildi. Kararda ayrıca, boşanmış kadınlara ve çocuklara bağlanan bu tür aylıkların asıl amacının, eş desteğinden mahrum kalan ihtiyaç sahiplerine sosyal güvence sağlamak olduğu hatırlatıldı.
Hakkın Kötüye Kullanılmasına Geçit Verilmeyecek
Anayasa Mahkemesi üyeleri, resmiyette ayrılıp fiiliyette aynı çatı altında yaşamaya devam eden kişilerin aslında eş desteğinden mahrum kalmadıklarının altını çizdi. Bu durumun tespit edilmesi halinde ödemelerin durdurulmasının, dürüstlük kuralına aykırılığı ve hakkın kötüye kullanılmasını engelleme amacı taşıdığı vurgulandı. Devletin kısıtlı sosyal güvenlik bütçesini ve kamu kaynaklarını verimli kullanmak zorunda olduğu, sistemin aktüeryal dengesinin korunması için bu tür yasal tedbirlerin alınmasının meşru ve gerekli bir önlem olduğu karara bağlandı.

